İşe yarar biri değilimdir, işe yaradığım konuların da hoşuna gideceğini düşünmüyorum. Misal, yalanı sevmem ama çok güzel yalan söylerim. Söylediğim yalanlara en çok ben inandığımdan da en çok kendimi kandırırım. Traji komik bir haldeyim ama zaten bu bir durum komedisi..
İç organlarıma kadar hissediyorum, iyice uzaklaşıyoruz. Lakin sen her zaman olduğun gibi aynı yerde duruyorsun, geriye kaçan benim. Keşke, sen orda durmaya devam ederken, ileriye koşacak gücü bulsam. Belki o zaman bir geleceğimiz olabilir ama şimdi yaşadıklarımı tekrar ediyorum, tecrübeyle sabittir ki; benden adam olmayacak.
Farkındasındır, sana haksızlık yapmaya devam ediyorum. Aynaya baktığımda gördüğüm hiçin hayatında bir yer tutmasını bekliyorum. Sana okkalı sözler yazmak istiyorum, okuduğunda kalbinin ortasına bir taş otursun mesela, inme insin beynine. Nasıl naif sevmiş desin dışarıdan bakanlar..
Olmuyor ki..
Halka açık yerlerde aklıma düşüyorsun bazen, kıyasıya bağırmak, ağzıma geleni saymak, bir gemi güvertesinden martılara yem etmek istiyorum seni. Sanki içimden çıktın sanki canıma yarasın gibi.. Az biraz sapkınlık gibi..
Seni severek, geçmişimi aklıyorum demiştim. Tuhaf, senin sesini duyduğum her vakit, kendime yeni bir geçmiş yaratıyorum. İnsanlar küçülüyor, dünya kağıt üzerinde bir nokta oluyor, Tanrı evreni yeniden yaratıyor. Seni sevdiğim her vakit, senden evvel kimseyi sevmemiş, seni sevmeye de daha başlamamış oluyorum. Acı çekiyorum. Bak buradayım, bu yatağın üzerinde, sapasağlamken, tokken, ayaktayken, yaşamaya devam ederken. Oğlum, bildiğin acı çekiyorum ve kendimden tiksiniyorum.
İyice uzaklaşıyoruz, sen başka başka şehirlere göç ediyorsun, ben pasaportumu başucumdan ayırmıyorum. Bir aralık bulsam kalkıp gideceğim bu ülkeden. Hani olur da bir gün çağırırsan, gelemem ki demek için, hep daha uzağa gideceğim. Demezsin oysa biliyorum. Özledim dersin ama gel demezsin. Birbirlerini seven insanlar böyle yapmazlar, anlıyor musun?
sen gidecek olsan, yemin olsun ki ana avrat düz giderim, bomba koyarım, kendimi öldürürüm. Ama haklısın, biz birbirimizi sevmiyoruz ben ikimizin yerine de seni sevip, ikimizin yerine de kendimden nefret ediyorum. İyice uzaklaşıyoruz, sen içime içime işliyorsun, ben dışıma dışıma akıyorum. Orandan burandan çekiştiriyorlar seni, aklımdan çıkartmaya uğraşıyorlar, çalıp yerine kendilerini koyuyorlar. Fark etseler keşke açtığın boşluğu artık senin bile dolduramayacağını. Benden aldığın her neyse geri getirme. Bu beni sana daha çok aşık ediyor. Ve ben şimdi bu aşkla oturmuş, film izliyorum. Gülüyorlar, üzülüyorlar, acıyorlar bana, iyiki içeridesin, iyiki yaralanmıyorsun. Dünya tehlikeli bir yer, sen hep orda kal.
Ölmek istemiyorum. Yapmam gerekenler var. Etraf toparlanmalı, küllük boşaltılmalı, verilen sözler tutulmalı. Seni daha çok sevmeli, hep sevmeli. Ben öldükten sonra öğrenmeni istemem tüm bunları. Bilmelisin. Dibine kadar acı çekiyorum oğlum, ben babamdan böyle eziyet görmedim. Tutulacak bir tarafı da yok üstelik, kafamın içinde kurduğum bir dünyada hapissin ve seninle olduklarını sananlar yanılıyorlar. Yazık.
Acıma bana. Ben seni severek çoğalıyorum, ona buna yetiyor- kurda kuşa yem oluyorum. Buraya kadar okuduysan bir ana fikir bekleme, herhangi bir fikrim olsaydı aklımda seni yaşatmak yerine onu büyütürdüm.
Gidip kültablasını boşaltmalıyım.
Özgen Aydos
Ayna
About Me

- Pelin Şimşek
- istanbul, Türkiye
- Bağımlılıklarım var:aşk, gerçeküstü, akıldışı. Arada bir de nefes alıyorum. O da fena sayılmaz
15 Şubat 2012 Çarşamba
24 Ekim 2011 Pazartesi
Aynalar
Vicdan.Evet bu duyguyu herkes iyi bilir.Kimisi bundan yoksun olsa da eminim acı çekenler vardır.Sen nasılsan ayna onu yansıtır ...
pelin şimşek.
pelin şimşek.
...
Ben keşke senin o uzaklara bakan gözlerine vurgun olsaydım, keşke yalnız bu yüzden sevseydim seni. o zaman çok kolay olurdu seni maziye bırakıp gitmek herkes gibi, unutabilmek. ama yalnız bakışların değildi ki beni sana böylesine bağlayan. hem bu fiziksel bir aşk da değildi hiç bir zaman sana duyduğum. biliyorum, eğer öyle olsaydı aylardır yüzünü görmeden senin, yine seninle dolu böyle yaşayamazdım. unuturdum seni çoktan. hep başka bir şey vardı yüreğimi sana tutsak eden, hep ne olduğunu bilmediğim bir şey vardı. ne gözlerindi beni sana böylesine bağlayan, ne o tüm dertlerimi sıkıntımı alıp içimi güzelliklerle dolduran o ilk bahar sabahına benzer gülüşün, ne de cemalin, gül yüzün... sen hep herkesten farklı geldin bana. bilinmeyenli bir denklem oldun sen hayatımda, ne kadar uğraşsam da anlayamadım seni. ya sen? sen hiç anladın mı beni? belki de hiç anlamak istemedin... oysaki gözlerim bu suskun, bu korkak kelimelerimden daha çok şey anlatırdı sana. doğru ya sen benim gözlerimi belki de hiç sahici göremedin, fotoğraflara sığınmıştı eskimiş gülüşlerim. oysaki ben burda capcanlı karşındayım, gözlerimde sen varsın. keşke görebilseydin beni, keşke sevebilseydin beni...
beni eğer gerçekten tanırsan bilirsin bir şekilde; severim kelimeleri de korkarım çoğu kez, sahibinden saklarım vuslata ermiş, bir bütün cümle olmuş o kelimeleri. beni tanırsan biraz olsun bilirsin aslında kimsenin ne bakışına gönül veririm, ne de toprak olup gidecek olan bedenine. senin de "uzaklara doğru bir bakışın vardı, keşke yalnız bunun için sevebilseydim seni."
uzaklara bakan bakışların vardı, seviyordum bakışlarını. ama sende sevdiğim hiç yalnız bakışların olmamıştı. onca zamana rağmen hala bilmediğim ve 5 günlük aşklara inat hala sende olan yüreğimi sana bağlayan bir şeyler vardı sende. ve serde öyle çok söz vardı ki; korkak...
ben senin varlığını sevdim. en büyük yalnızlığımı sende yaşamış olmayı, göz yaşlarımı uğruna dökmüş olmayı, sana dair her şeyi... yüreğini sevdim en çok da ben ,yüreğime dokunan o yüreğini.
sen belki de yalnızca sevilmeyi sevdin, bense en başından beri yalnızca seni. keşke seni değil de öyle uzak uzak bakışlarını sevebilseymişim, o zaman böyle yorgun düşmezdim. kolay olurdu bir çırpıda silip atabilmek ya da unutabilmek, yok edebilmek sana dair her şeyi. "seni sevmekten değil, kaybetmekten korkarım..." diyen şarkılar dinlemezdim bir de hiç.
uzaklara doğru bir bakışın vardı,keşke yalnız bunun için sevseydim seni..."
Cemal Süreya
23 Ekim 2011 Pazar
Kırmızı
İşte tam o yerdeyiz.
Bitiyor bak, sonuna geldik.
Nefes alamıyorum.
İçimden gelen tek şey uyumak. Beni evime getirir misin bir an önce? Uyumak istiyorum. Bari son kez gel benimle. Başımı koyayım yastığa, öyle bir dalayım ki uykuya, ömür boyu kalkmayayım bir daha. Bunu istiyorum evet. Sensizliği uyku kapatır belki, olamaz mı?
Ağlıyorum. Tıpkı gidişin gibi engel olamadığım yaşlarım var benim. Akıyorlar öyle, rimelim karışıyor bazen. Simsiyah oldu yüzüm bak, ya da bakma. Bilirsin unutma sorunum var benim. Unutamıyorum böyle hayatıma işleyen adamları. Ellerini hep tutmak istediğim, yanında zamanın nasıl geçtiğini bilmediğim adamları.
Biliyor musun ama, en çokta onlar üzüyor beni. Senin gibiler.
Güvendiğim adamlar.
Yanında rahat rahat saçmaladığım adamlar, kendimi kasmadığım adamlar, yanında neysem o olduğum adamlar. Adamlar mı? Ne diyorum ben. Yine saçmaladım bak. Tek bir adam üzüyor sanırım beni, gerisi hikaye. Daha önce hiç böyle üzülmedim ben. Etkilemedi kimsenin gidişi bu kadar. Yıkmadı beni. Acıtmadı. Darmadağın oldum ben. Susuyorsun..
Çünkü ben senin kurtarmaya uğraşacağın o müthiş kadın değilim.
Çünkü ben seni seviyorum.
Çünkü ben sana değer veriyorum.
Çünkü ben inandım.
Çünkü ben güvendim.
Çünkü ben seni aldatmadım.
Çünkü ben sana aşık oldum
Bitiyor bak, sonuna geldik.
Nefes alamıyorum.
İçimden gelen tek şey uyumak. Beni evime getirir misin bir an önce? Uyumak istiyorum. Bari son kez gel benimle. Başımı koyayım yastığa, öyle bir dalayım ki uykuya, ömür boyu kalkmayayım bir daha. Bunu istiyorum evet. Sensizliği uyku kapatır belki, olamaz mı?
Ağlıyorum. Tıpkı gidişin gibi engel olamadığım yaşlarım var benim. Akıyorlar öyle, rimelim karışıyor bazen. Simsiyah oldu yüzüm bak, ya da bakma. Bilirsin unutma sorunum var benim. Unutamıyorum böyle hayatıma işleyen adamları. Ellerini hep tutmak istediğim, yanında zamanın nasıl geçtiğini bilmediğim adamları.
Biliyor musun ama, en çokta onlar üzüyor beni. Senin gibiler.
Güvendiğim adamlar.
Yanında rahat rahat saçmaladığım adamlar, kendimi kasmadığım adamlar, yanında neysem o olduğum adamlar. Adamlar mı? Ne diyorum ben. Yine saçmaladım bak. Tek bir adam üzüyor sanırım beni, gerisi hikaye. Daha önce hiç böyle üzülmedim ben. Etkilemedi kimsenin gidişi bu kadar. Yıkmadı beni. Acıtmadı. Darmadağın oldum ben. Susuyorsun..
Çünkü ben senin kurtarmaya uğraşacağın o müthiş kadın değilim.
Çünkü ben seni seviyorum.
Çünkü ben sana değer veriyorum.
Çünkü ben inandım.
Çünkü ben güvendim.
Çünkü ben seni aldatmadım.
Çünkü ben sana aşık oldum
20 Nisan 2011 Çarşamba
Biraz aşk biraz renk lazım.
Yaslı bugünlerde gökyüzü somurtup duruyor üstüne birde ağlıyor
İstanbul hapsolmuş gökyüzünün gözyaşlarına
İnsanlar telaşlı, mutsuz, şikayetçi!
İstanbul hapsolmuş gökyüzünün gözyaşlarına
İnsanlar telaşlı, mutsuz, şikayetçi!
Karışık İstanbul, yollar birbirine çakışmış yine İstanbul işte klasik ‘trafik’
Rengarenk bazende siyah şemsiyelere gizlenmiş bedenler
Islak yollarda kaçışan etrafa savrulmuş insanlar..
Dört tekerlekli metal yığınlarına sığınmış insanlar..
Bulutların içine giren devasa taş yığınlarıda teslim su damlacıklarına..
Sislerin içinden buğulu görünen İstanbulda teslim su damlacıklarına..
Martılarda uğramıyor denize, kocaman beyaz kanatlarıyla şehrin köşelerinde görünür oldular..
Saçak altına sığınmış evsizler..
Yağmura,suya susamış ağaçlar açmış ellerini gökyüzüne, gayet mutlular..
Annesine sığınmış kız çocuğu, elleri,yüzü küçücük tatlı bi gülücük
Gökyüzünün gözyaşlarıyla solmuş İstanbul şimdi
kaybolmuş,bozulmuş, alt üst olmuş…
Rengarenk bazende siyah şemsiyelere gizlenmiş bedenler
Islak yollarda kaçışan etrafa savrulmuş insanlar..
Dört tekerlekli metal yığınlarına sığınmış insanlar..
Bulutların içine giren devasa taş yığınlarıda teslim su damlacıklarına..
Sislerin içinden buğulu görünen İstanbulda teslim su damlacıklarına..
Martılarda uğramıyor denize, kocaman beyaz kanatlarıyla şehrin köşelerinde görünür oldular..
Saçak altına sığınmış evsizler..
Yağmura,suya susamış ağaçlar açmış ellerini gökyüzüne, gayet mutlular..
Annesine sığınmış kız çocuğu, elleri,yüzü küçücük tatlı bi gülücük
Gökyüzünün gözyaşlarıyla solmuş İstanbul şimdi
kaybolmuş,bozulmuş, alt üst olmuş…
Pelin Şimşek
yirmisıfırdörtikibinon
Oldu.Olmasaydı olurdu.
Günlerde karamsar oldu bugünlerde, kapatıyor bulutlar ışığını güneşin
Bende karamsarım bugünlerde, kapattın yüreğimin ışığını giderken
Unuttuğun bişey var her kışın ardından bahar gelir
Sonbaharın ardından bile bembeyaz kış gelir sevgili..
Baharımın güneşi açıyor yavaş yavaş
Yüreğim döktü eski yaprakları, yeşeriyor şimdi yeniler
Yerlerde sürünen , yerli yersiz uçuşan eski bir yapraksın sende şimdi..
Kuruyacaksın günden güne parçalanıp gideceksin
Kurudun içimde parçalandın gittin..
İnci inci yağmur taneleri siliyor izlerini, kalmıyorsun geriye zerre kadar..
Sendeyse benim ayak izlerim var, yol üstünde rastlayıp üzerine basıp geçtiğim kuru bir yapraksın..
Bende karamsarım bugünlerde, kapattın yüreğimin ışığını giderken
Unuttuğun bişey var her kışın ardından bahar gelir
Sonbaharın ardından bile bembeyaz kış gelir sevgili..
Baharımın güneşi açıyor yavaş yavaş
Yüreğim döktü eski yaprakları, yeşeriyor şimdi yeniler
Yerlerde sürünen , yerli yersiz uçuşan eski bir yapraksın sende şimdi..
Kuruyacaksın günden güne parçalanıp gideceksin
Kurudun içimde parçalandın gittin..
İnci inci yağmur taneleri siliyor izlerini, kalmıyorsun geriye zerre kadar..
Sendeyse benim ayak izlerim var, yol üstünde rastlayıp üzerine basıp geçtiğim kuru bir yapraksın..
Pelin Şimşek
yirmisıfırdörtikibinon
Göründüğü kadar basit değil aslında...
1) 12 sayısının gizemi, gökyüzündeki on iki yıldız grubundan (burcundan) geliyor; ama bu sayının asıl özelliği; 2, 3, 4, ve 6 rakamları ile bölünebilmesi ve eski çağlarda en çok kullanılan sayı birimi olmasıdır.
2) Bir çok mitolojide 12 tanrıya rastlamaktayız klasik yunan mitolojisinde Olympos dağında 12 büyük tanrı vardır.
3) Hz İsa'nın 12 havarisi vardır.
4) Şia da 12 imam vardır.
5) Güneş ve Ay'ı sayarsak 12 gezegen, eski medeniyetlerden beri biliniyor.
6) 12 Marduk gezegeninin dünyaya felaket getireceği...
7) Nostradamus'un son olarak 2012 için kehanette bulunması.
8) 12 Eylül darbesi
9) Çin takvimi 12 hayvanlıdır
10) Musevilik'te Hz. Yakup'un [İsrael] 12 oğlu (ve İsrail'in 12 kabilesi).
11- La İlahe İllallah (Kelime-i Tevhid), Arapça 12 harftir.
12) Bir yılda 12 ay vardır.
13) Astrolojide 12 burç vardır.
14) 12 sayısı, Kurân-ı Kerîm'de 4 defa geçiyor.
15) Tapınak şövalyeleri, 12 kişiydi.
16) AB bayrağı, 12 yıldızdan oluşur.
17) İncil'de Meryem Ana'nın başında 12 yıldızlı bir taç olduğundan bahsedilir (vahiy12-1)
18) Hinduizm'de de Buda'nın da 12 öğrencisi olduğu söylenir.
_____________________________________________________________________________________________
pelinşimşek
20.04.2011
14:20
2) Bir çok mitolojide 12 tanrıya rastlamaktayız klasik yunan mitolojisinde Olympos dağında 12 büyük tanrı vardır.
3) Hz İsa'nın 12 havarisi vardır.
4) Şia da 12 imam vardır.
5) Güneş ve Ay'ı sayarsak 12 gezegen, eski medeniyetlerden beri biliniyor.
6) 12 Marduk gezegeninin dünyaya felaket getireceği...
7) Nostradamus'un son olarak 2012 için kehanette bulunması.
8) 12 Eylül darbesi
9) Çin takvimi 12 hayvanlıdır
10) Musevilik'te Hz. Yakup'un [İsrael] 12 oğlu (ve İsrail'in 12 kabilesi).
11- La İlahe İllallah (Kelime-i Tevhid), Arapça 12 harftir.
12) Bir yılda 12 ay vardır.
13) Astrolojide 12 burç vardır.
14) 12 sayısı, Kurân-ı Kerîm'de 4 defa geçiyor.
15) Tapınak şövalyeleri, 12 kişiydi.
16) AB bayrağı, 12 yıldızdan oluşur.
17) İncil'de Meryem Ana'nın başında 12 yıldızlı bir taç olduğundan bahsedilir (vahiy12-1)
18) Hinduizm'de de Buda'nın da 12 öğrencisi olduğu söylenir.
_____________________________________________________________________________________________
pelinşimşek
20.04.2011
14:20
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)